30 Temmuz 2011 Cumartesi

Mommo (Kız Kardeşim)



Garibin dünyada yüzü gülemez
Her zaman işleri zordur garibin
Sever sever sevdiğini alamaz
Bülbül kimin işi zordur garibin

İniler arı gimi gendinden geçer
Her çiçek bağrına bir yara açar
Bir bina yapsa da çabucak uçar
Böyle kara bahtı vardır garibin

Garibin yüzüne gülen bulunmaz
Gül olsa pazarda alan bulunmaz
Garibin derdinden bilen bulunmaz
Dünyası başına dardır garibin


Demiş "Garibin" biri yine bozkır diyarından. Özdemir Asaf'ın dizeleri misali kelimeler arasında Orta Anadolu'yu tasvir etmek için birimizi seçelim deseler, görevi hiç koşulsuz "garip" kelimesine verirlerdi sanırım. Göz alabildiğine sarının, kurak toprağın içindeki üç beş yeşil kavak gibi garip. Kilometrelerce düzlüğün içinde başını eğmiş kel dağlar gibi garip. Şehire toprak yollarla bağlanan, hanesinin büyük kısmını şehre yollamış köyler gibi garip. Dede gibi garip, Ayşe gibi garip, Ahmet gibi garip. İstanbul'da tutunamamış İstanbullu bakkal gibi garip. Ekmek uğruna vatanından kaçıp gurbete giden teyze gibi garip. Bir bozlakta bağlama nameleri gibi garip, karanlığın içindeki cılız ışıklar gibi garip.

Ve filmler kendileri arasında birleşip "garip"leri en iyi anlatan filmleri seçelim deselerdi bu film tartışmasız "Mommo(Kız Kardeşim)" olurdu. Başından sonuna, çaresizlik, sadelik, kaybetmişlik. Her bir karede ayrı hüzün, çıkışın çözümün bulunamamasının hüznü. Ama bunları yaparken bir saniye bile Türk sinemasının müzmin hastalığı romantizm ve abartma yok. Yönetmenin de röpörtajında dediği gibi sanki bir film değil de, uzaktan bir yerlerden Ayşe ile Ahmet'in yaşamını izliyor gibiyiz. Muarrem Ertaş'tan, Hacı Taşan'dan, Neşet Ertaş'tan arkadan içli içli çalan bozlaklar,  Erkan Oğur'un film müzikleri ve filmin sonundaki kına türküsü de inşaati tamamlayan kilit taşı gibi.


Vicdanımıza dokunan onlarca sahne sayabilirim filmle ilgili fakat son on dakikası kelimelerin tasvirde zorlanacağı ayrıntılara sahip. Aynen "Grave of Fireflies" gibi. Velhasılıkelam, insanı anlatan, insana dair her şey güzel, hele de söz konusu çocuklar olunca. Ben çenemi açıp film hakkında daha çok ipucu vermeden kaçayım buralardan. Siz de filmin sonundaki kına türküsünü dinlersiniz hem bu arada.




14 Temmuz 2011 Perşembe

bob marley "soul rebel" ile ilgili kısa bir öykü --CAPS'li--


genç son soru için izin istedi, kendisi için müthiş bir fırsattı. çünkü yıllarca eline aldığı bütün enstrümanları yarım bırakarak kaçmıştı, karşısında ise üsküdar müsiki cemiyetinde yıllarca ud çalmış bununla yetinmeyip viyana'da batı müziği hakkında eğitim almış yılların kurdu ziya cemil bey oturuyordu. 
kısa bi yutkunmadan sonra sordu; 
-üstad müzisyenin iyisini nereden anlarız, kimdir iyi bir müzisyen ?
yaşlı adam elini yüzlerce plağın olduğu dolabına götürdü ve bu plakların arasından iki tanesini seçti. amerikan üssünde çalışan arkadaşı hediye etmişti, karayipli, gençten bir çocuğun plaklarıydı. söylenene bakılırsa o garip saç stiliyle bütün amerikayı kasıp kavuruyordu. neydi nedendi bilmiyordu adam, zaten ilgilenmiyorduda yaşayacağı son bir kaç seneyi düşününce. tınılardı onu cezbeden, dünyanın dört bir köşesinden. sonra sırayla iki parça çaldı ayrı ayrı kırkbeşliklerden, iyi dinle dedi gence.


Birincisi ;

İkincisi ;


genç heyecanla söze atıldı;
-"fakat bunlar aynı şarkılar."
yaşlı adam plağı durdurduktan sonra, adıyaman tütününden sardığı sigarasını aldı yaktı ve başladı konuşmaya.
-"işte dedi iyi bir müzisyen aynı parçayı her icra edişinde ruhundan beyninden yeni bir şeyler katandır. aslına bakarsan nota ve kuram sadece bunun yansımasıdır" dedi çocuğa.
çocuk anlamış gibi gözüküyordu ama kafasında son bir soru daha vardı. uzun bir düşünme sürecinden sonra o soruyu da çekinerek sordu ziya cemil bey'e.
- "peki serdar ortaç bu anlattığınız olgunun neresinde?"
ziya cemil bey sigarasından uzun bir fırt daha çektikten sonra duvara bakakaldı ve düşüncelere daldı..
işte bu sorunun cevabı genç için hep muamma kaldı.
                                                                                                                            
bay aftomatik baldican