Kusmak lazım bazen kusmak
Ciğerini çıkarana kadar kusmak
Boşaltmak içini, akıtmak zehrini
Ağlamak lazım bazen ağlamak
Göz pınarların, ıssız, uçsuz bucaksız çöller kadar kuruyana
Bir damla suya hasret kalana kadar ağlamak
Silmek lazım bazen bütün resimleri
Kafada en ufak bir görüntü kalmamacasına
Silmek lazım hiç gözünün yaşına bakmadan
Görmemek için oymak gözlerini belki de
Bazen düşmek lazım dipsiz bir kuyuya
Dibine kadar, çarpana kadar
En ufak bir umut ışığına hasret yıllar geçirene kadar düşmek
Gömülmek lazım bazen de ölmeden diri diri
Solucanları hissetmek bedeninde
Kemirilen derinin acısıyla yaşamak toprağın bilmem kaç metre altında
Duaları işitmek lazım mezarının başında edilen
Eğilmek lazım bazen
Binlerce ayak tarafından, hem de en büyükleri en güçlüleri tarafından ezilmek için
Alay konusu olmak lazım
Aşağılanmak lazım en kahpesinden kadın kahkahalarıyla
Düşmek lazım, düşmek , düşmek , düşmek
Kalkmayacakmış gibi düşmek
En dibe, en sona , en izbeye , en karanlığa kadar düşmek
Düşmek lazım ki çıktığında anlayasın maddenin arkasındaki namussuz gerçeği, mananın arkasındaki derinliği
Ağlamak lazım ki aşık olmayasın küçük dağları yarattığını zanneden, kendinden başka hiç birine aşık olamayacak zavallılara
Kusmak lazım ki bazen bir daha yutmayasın haram lokmayı, ikiyüzlü zırvaları, iftiraları , puştlukları, yalakalıkları
Silmek lazım resimleri oymak lazım gözünü ki, görmeden de zahir olanla, gözünün kandığını
ayırt edebilesin
Gömülmek lazım ki bazen hissedesin hayatın yalanlarını, ölümün sıcak soluğunu ince ince terlemiş ensende
-----------------------------------------------
Ve en sonunda ellerini kaldırıp arşa yakarmak lazım tüm kalbinle ve benliğinle ‘Allahım acizliğimi, güçsüzlüğümü hayatımın her dakikası yüzüme çarp’ diyerek
Ki Tanrı’yı oynamadan gerçek bir insan gibi, olduğun gibi, rol çakmadan yaşayasın…
E.S