
Bu dönem revaçta olan bir söylem empati. nadire mater'in yasaklanan ünlü kitabı mehmedin kitabını olurken de hep bu kavram geldi aklıma. vatanını kurtarma vadiyle zorunlu olarak çatışmanın ortasına atılmış 18-19 yaşındaki erler, üniversiteyi bitirdikten sonra binbir hayali varken örselenmiş aşklarıyla uzak diyarlarda ve onlarca erin sorumluluğunu taşıyarak tanımadığı insanlara silah sıkan asteğmenler, çapa da tıp okurken boş vaadlerin ardından kendini kuralların olmadığı soğuk mağaralarda bulan militan genç kızlar... ne yaşıyorlar, nasıl yaşıyorlar, nasıl tükeniyorlar derken bu sorular kafalarda kurcalanırken uzaktan çalan bir şarkı ve o sözler. şimdi eminimki her birinin aklından bu şarkının varlığından habersiz geçiyordur "bugün de ölmedim anne" mısrası. hepsinin kulağında uzaktan gelen boğuk boğuk silah sesleri, hepsinin yüreğinden beynine sızan acılar, hepsinin neden geldiğini bilmediği ve nereye gittiğini bilmediği garip duygular içlerinde, hepsinin üzerine doğrulduğunu sandığı bir silah... ve kimi zaman bazıları ölerekten bugünde ölmedim anne deyişleri 3 metre karın altında annelerine yazdıkları mektuplarda..
bazılarınız bugün öldü, bazılarınız yarın ölecek kimbilir belki yerin altında sinsice bekleyen bir mayın olacak sonunuz , kimbilir belkide karşıdakinin içindeki korkuyla ve canını kurtarmak maksadıyla attığı bir kurşun.. belki de hiç ölmeyeceksiniz her "bugünde ölmedim anne" derken beyninizden bir parçanın öldüğünü hissetmeyerek..
bu sözlerin, bu şiirlerin bu anıların, bu melodilerin "oradakileri" düşündürüp biraz da olsa içimizde bir sancı doğurması dileğiyle.. teşekkürler ahmet kaya, teşekkürler nadire mater, teşekkürler nihat behram ve ahmet erhan....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder