
Bir çok filmden veya kitaptan sonra gözyaşı dökmüşümdür fakat grave of the fireflies'ı izledikten ve batı cephesinde yeni bir şey yok'u okuduktan sonra dökülen gözyaşları birbirine çok benziyor. gerçi animelerin gücünü sprited away'de anlamıştım fakat bu kadar etkileyici olabileceklerini bu film bana gösterdi. her karesinde insan'a insan olduğunu hatırlatan insanı hüzünlendiren işaretlerle dolu. bi de bunun gerçek bir hikayeden yola çıkılarak kurgulandığını bilip izlersek herşey daha hüzünlü oluyor.. son olarak koca koca kodamanların para hırsından ibaret olmayan savaşların aramızdan aldığı dünyanın en zararsız en saf en tatlı varlıkları adına;
kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
nazım hikmet ran
1956
kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
nazım hikmet ran
1956
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder